| İncelenen Takım | OSMANLISPOR |
| İncelenen maç sayısı | 22 |
| ilk maç | 05.04.2015 |
| son maç | 26.09.2015 |
| Gol atma potansiyeli | |
| incelenen dönemde atılan gol ortalaması | 2,19 |
| son 10 maçtaki performansına karşılık dalgalanma düşmedi | |
| 8 maç gol atma ortalaması beklenti | 1,75 |
| ÖNEMLİ DÜŞÜŞ BEKLENTİSİ | |
| Gol yeme potansyeli | |
| incelenen dönemde yenilen gol ortalaması | 0,95 |
| son 10 maçtaki performansına karşılık dalgalanmanın düşmesi risktir | |
| 8 maç gol yeme ortalaması beklenti | 1,45 |
| ÖNEMLİ YÜKSELİŞ BEKLENTİSİ | |
| Toplam gol potansyeli | |
| incelenen dönemde toplam gol ortalaması | 3,14 |
| son 10 maçtaki yumuşak performans gollü maçlara işaret ediyor | |
| 8 maç toplam gol ortalaması beklenti | 3,45 |
| UFAK DALGALANMALAR | |
| Maç kazanma potansiyeli | |
| incelenen dönemde kazanma farkı ortalaması | 1,24 |
| son 10 maçtaki aşırı iyi performansa karşılık istikrarsız gelişim riski var | |
| 8 maç kazanma farkı ortalaması beklenti | 0,85 |
| ÖNEMLİ DÜŞÜŞ BEKLENTİSİ |
Just doing business modelling via mathematical tools to discover next profit area. You can contact to buy next good idea at early stage.
Sunday, 27 September 2015
Osmanlıspor - Karne
Thursday, 24 September 2015
Kayseri Erciyes nereye gidiyor ?
Ziraat Türkiye Kupası maçları sürprizlerle bitti: takımlar bir alt lig takımlarına yenilir oldular. Maç sonrası yorumların hangi takıma ne faydası olabilir tartışılır ? Çoğu dolgu malzemesi olarak medyada yer tutuyor.
Halbuki yoruma konu analizlerin maç hatta maçlar öncesi yapılması gereklidir.
Burada analizin ne olup ne olmadığı ve çeşitlerini açmak gerekir:
----------------------------------------------------------------
Halbuki yoruma konu analizlerin maç hatta maçlar öncesi yapılması gereklidir.
Burada analizin ne olup ne olmadığı ve çeşitlerini açmak gerekir:
1- Raporlama
2- Durum analizi: ne oldu ?
3- Keşifsel analiz: neden oldu ?
4- Tahminsel analiz : ne olabilir ?
5- Reçetesel analiz: hedefler için ne yapmalı ?
Klüplerin pek azı 5. aşamayı bitirememişken, çoğu 3. aşamada kalmaktadır. Böyle olunca da sorunlara çözümü başka yerde aramaktadırlar. Aradıkları bu çözümlerin maliyetleri karşısında faydalarını da çoğu kez alamamaktadırlar. Sonuç olarak giderler, gelirlerden çok daha hızlı artmaktadır.
Kayseri Erciyes durumuna bakalım.
Geçen sezon 34 Lig maçı, bu sezon 5 Lig maçı üzerinden durum analizi yapalım:
| DÖNEM | TG | Fark |
|---|---|---|
| 2,9 | -0,6 | |
| Tem-Eyl 2015 | 1,8 | -1,0 |
| Nis-Haz 2015 | 3,4 | -0,6 |
| Oca-Mar 2015 | 3,7 | -1,3 |
| Eki-Ara 2014 | 2,5 | 0,0 |
| Tem-Eyl 2014 | 2,3 | -0,3 |
Tabloyu özetleyelim: incelenen maçlarda maçlar ortalama 2.9 gol ile geçerken, 0.6 gol farkıyla maçları kaybetmektedir. Ekim - Aralık 2014 dönemi maçlarında en parlak dönemini yaşayan takım sonraki dönemlerde toparlanamadı.
Elbette bu sonucun sebepleri vardı. Bakılmayan yere odaklanmak gerekir: ekim - aralık 2014 dönemi maçlarında puanları alırken sorunlar vardı ama göz ardı edildi:
Balıkesirspor'a karşı 4-0 kazanırlırken o zamana kadarki performansının üstüne çıkmıştı.
Benzer durum Konya galibiyetinde de görülmüştü: Erciyes 3-0 kazanırken yine performansı üzerine çıkmış ama hatalarıyla birlikte oyuncular dalgalanmalar göstermişti.
Her takımın yükseliş ve düşüş döngüsü, dönemi vardır. Öncelikle bunu tespit etmek gerekir. Herhangi bir oyuncu transfer ederken veya takım tasarlarken hangi dönemde olunduğu son derece önemlidir.
Erciyes yükseliş dönemindeyken, maçları kazanırken nasıl kazandığını tam olarak analiz edemedi. Maçlar kazanılırken oyuncuların istikrarsızlığı vardı (detaya burada girmiyoruz). Yani geçmişe göre başarılı sonuçlar gösteren oyuncular çelişkiler yararatıyordu. Bu çelişkiler de tahmin modellerimiz için önemli olmaktadır.
Tahminsel analiz:
Bundan sonra ne olur ? Şu ana kadarki oyun yapısı devam ettiği takdirde gelecek 18 Lig maçında ortalama 0.65 - 0.85 gol averajıyla maçlarıyla kaybedecek görünmektedir.
Reçetesel analiz:
Önündeki 4 maçta takım kaç gol atmalı ve yememelidirki 12 maçlık seride yukarıdaki tahmin gerçekleşmesin ?
Teknik yönetim değişecek olsa bile odaklanması gereken hedef galibiyet olmamalıdır.
Sorunlar başka yerdedir.
Bu 4 maçta kaç puan aldığına odaklanmıyoruz. Kaç gol atması gerektiği ve kaç gol yememesi gerektiğine bakıyoruz. Bunu yaparken de sahada bulunması gereken oyuncu tercihleri de önemlidir.
Ayrı çalışmalarla verilerin analizi ve modellenmesi uygun olacaktır.
----------------------------------------------------------------
Geçmiş sezonda yazdıklarımız:
------------------------------ --Yazılar olası gelişmelere işaret ediyor-------------------
· Fenerbahçe fazla ısındı (tahminsel analiz örneği):
ocak 2015 yazısı idi.
Sonuç: O tarihte Fenerbahçe 39, Beşiktaş 38, Galatasaray 38 puanda idi (17. maç sonucu)
Lig sonunda: Galatasaray 77, Fenerbahçe 74, Beşiktaş 69 puan topladı (34. maç sonucu)
· Beşiktaş futbolda geriliyor (tahminsel analiz örneği):
aralık 2014 yazısı idi.
Sonuç: O tarihte Beşiktaş 32 , Galatasaray 31, Fenerbahçe 30 puanda idi (14. maç sonucu)
Lig sonunda: Galatasaray 77, Fenerbahçe 74, Beşiktaş 69 puan topladı (34. maç sonucu)
· Reçetesel analiz örneği(ne yapmalı ?) :
· Risk analizi örneği: ekim 2014 yazısı.
Sonuç: O tarihte Beşiktaş 14 , Galatasaray 13, Fenerbahçe 13 puanda idi (7. maç sonucu)
Lig sonunda: Galatasaray 77, Fenerbahçe 74, Beşiktaş 69 puan topladı (34. maç sonucu)
------------------------------ ------------------------------ ------------------------------ ------------------------------
ocak 2015 yazısı idi.
Sonuç: O tarihte Fenerbahçe 39, Beşiktaş 38, Galatasaray 38 puanda idi (17. maç sonucu)
Lig sonunda: Galatasaray 77, Fenerbahçe 74, Beşiktaş 69 puan topladı (34. maç sonucu)
· Beşiktaş futbolda geriliyor (tahminsel analiz örneği):
aralık 2014 yazısı idi.
Sonuç: O tarihte Beşiktaş 32 , Galatasaray 31, Fenerbahçe 30 puanda idi (14. maç sonucu)
Lig sonunda: Galatasaray 77, Fenerbahçe 74, Beşiktaş 69 puan topladı (34. maç sonucu)
· Reçetesel analiz örneği(ne yapmalı ?) :
· Risk analizi örneği: ekim 2014 yazısı.
Sonuç: O tarihte Beşiktaş 14 , Galatasaray 13, Fenerbahçe 13 puanda idi (7. maç sonucu)
Lig sonunda: Galatasaray 77, Fenerbahçe 74, Beşiktaş 69 puan topladı (34. maç sonucu)
------------------------------
Saturday, 19 September 2015
Teknik Analiz: Takımların kapasitesini geçmiş belirler
Futbolu izleyici olmaktan öte kurgulanmış senaryoların uygulama yeri olarak düşünmekteyiz. Her takım sahaya galip gelmek için çıkarken bir hedefi de yenilmemektir. Bu basitlikte devam edersek galibiyet veya mağlubiyetin belirleyicilerini de aynı basitlikte yakalayabilir miyiz?
Öncelikle şunu belirtelim: analiz yapılırken genelde geçmişin devamı olarak gelecek görülmeye veya tahmin edilmeye çalışılmaktadır. Bu bakışa kesin olarak karşıyız. Geleceği geçmiş belirler ama devamlılık “düz bakışla” incelenmemelidir. Düz olmayan veya doğrusal olmayan bakış gereklidir. Her yazımızda bunu koruyacağız.
Bunun, yüksek olasılıkla olabileceğini ortaya koyabilen çalışmalar vardır. Matematik ve istatistik yöntemlerle bunun mümkün olabileceğini 70'li yıllarda başlayan çalışmalarda görüyoruz. Burada ise bu modellerin ve çalışmaların basitleşmiş halini uygulamalar üzerinden göstermeye çalışacağız.
Uygulamalar da elbette futbol maçları olacaktır. Tüm sıcaklığıyla Galatasaray vakasını incelemeye alabiliriz. Bu yazıyı da Trabzonspor deplasmanı sonrasında yazmaktayız. Son 8 maçında 0.13 gol farkıyla maçları bitiren takım, son 26 maçında ise 0.46 gol farkıyla kazanmasına rağmen zorlu Trabzonspor deplasmanında son 8 dakikaya dek gol yemeden gidebilmiş ve “garip” görünen bir sonuçla galibiyeti yakalayabilmiştir.
Diğer taraftan bakalım: son 16 maçında yükselen performans gösteren Trabzonspor 0.44 gol averajıyla sonuca gidiyordu. Son 8 maçında ise 0.75 gol farkıyla sonuca gidiyordu.
Bu sayılar durumu ortaya koymaktadır: “ne oldu ?” sorusunun cevabını vermektedir. Çok kullanılan şekliyle “durum analizi” parçası olarak görülmelidir.
Halbuki daha önemli 2 analiz vardır:
Geçmişte yaptığımız çalışmalardan da bahsedeceğiz ama yaklaşımımızı belirtmek isteriz, bundan sonrası için açıklayıcı olacaktır:
Bir takım sürekli maç kaybederken bunu daha az fark yiyerek yaparsa bu gelecekte galibiyete geçebileceğine işarettir. Tersi olarak da sürekli maç kazanırken bunu daha az fark yaparak yaparsa bu gelecekteki olası mağlubiyetlere işarettir.
Elbette maçlar bu kadar basitlikte gelişmiyor, bitmiyor. Zamanla özel durumların getireceği olası gelişmelere de değineceğiz.
Sıcak sonuca dönersek:
Galatasaray bu maça gelene dek son 12 maçta 1.58 gol yiyerek oynamıştı. Son 8 maçta ise 1.25 gol yiyerek oynamıştı. Rakamlar gol yiyebileceğini gösterirken nasıl oldu da Trabzonspor şutları gole dönüşemedi?
Galatasaray cephesinden duruma bakalım: savunmasının kötü olabileceğini düşünsek de tabelaya bakarak görülemeyecek gerçekler de vardı. Geçmişle birlikte değerlendirince üst üste 4 maçta toplam 4 gol, yine üst üste 4 maçında sadece 1 gol yediği farklı dönemler oldu. Bir başka deyişle seri halde gol yememe veya az gol yiyebilme kapasitesi vardı. Bu kapasite kendini hep bol gol yediği dönemler sonrası yaşanmıştı. Bunu da kaçırmamak gerekir. Bu yüzdendir ki Trabzonspor bu gerçeğin analizini kaçırmıştı.
Trabzonspor hücumundan durumuna bakalım: sonuçta maç 2 tarafın performansıyla uygulama bulur. Son 12 maçında 1.42 ortalamayla gol atan bir takım neden golü bulamadı ? Yine cevabı “organizma performans kapasitesi” üzerinden bakalım: son 8 maçında ise ortalama 1.5 gol atıyordu. Bu “parlak” ortalamalara rağmen bazı gerçekler de şunu gösteriyordu: 4 maçlık seride toplamda 4 gol atabildiği (sadece 4 gol) gerçekleri de vardı. Yani bazı durumlarda ortalaması altında kalarak “istikrarsız görüntü” çizmişti.
Özetlersek: Galatasaray savunması bu maça gelene dek kötü idi ama giderek istikrar kazanmaktaydı. Trabzonspor ise hücumu iyi iken, giderek istikrarsızlık göstermekte idi. Alınan sonucun sebebini oyunun içinde değil geçmişte aramak ve maçı zihinde bu arayış içindeyken çözmek gerekir.
Bu çözümlemeye geçildiğinde esas hedefin ne olduğu da esas gerçek olarak kendini gösterecektir.
Öncelikle şunu belirtelim: analiz yapılırken genelde geçmişin devamı olarak gelecek görülmeye veya tahmin edilmeye çalışılmaktadır. Bu bakışa kesin olarak karşıyız. Geleceği geçmiş belirler ama devamlılık “düz bakışla” incelenmemelidir. Düz olmayan veya doğrusal olmayan bakış gereklidir. Her yazımızda bunu koruyacağız.
Bunun, yüksek olasılıkla olabileceğini ortaya koyabilen çalışmalar vardır. Matematik ve istatistik yöntemlerle bunun mümkün olabileceğini 70'li yıllarda başlayan çalışmalarda görüyoruz. Burada ise bu modellerin ve çalışmaların basitleşmiş halini uygulamalar üzerinden göstermeye çalışacağız.
Uygulamalar da elbette futbol maçları olacaktır. Tüm sıcaklığıyla Galatasaray vakasını incelemeye alabiliriz. Bu yazıyı da Trabzonspor deplasmanı sonrasında yazmaktayız. Son 8 maçında 0.13 gol farkıyla maçları bitiren takım, son 26 maçında ise 0.46 gol farkıyla kazanmasına rağmen zorlu Trabzonspor deplasmanında son 8 dakikaya dek gol yemeden gidebilmiş ve “garip” görünen bir sonuçla galibiyeti yakalayabilmiştir.
Diğer taraftan bakalım: son 16 maçında yükselen performans gösteren Trabzonspor 0.44 gol averajıyla sonuca gidiyordu. Son 8 maçında ise 0.75 gol farkıyla sonuca gidiyordu.
Bu sayılar durumu ortaya koymaktadır: “ne oldu ?” sorusunun cevabını vermektedir. Çok kullanılan şekliyle “durum analizi” parçası olarak görülmelidir.
Halbuki daha önemli 2 analiz vardır:
- tahminsel analiz: ne olabilir?
- reçetesel analiz: olası gelişmelere göre ne yapmalıdır?
Geçmişte yaptığımız çalışmalardan da bahsedeceğiz ama yaklaşımımızı belirtmek isteriz, bundan sonrası için açıklayıcı olacaktır:
- her takım canlı bir organizmadır
- bu organizma geçmiş hareketlerinden kopuk değildir
- bu organizmanın belli bir kapasitesi vardır
- kapasiteyi belirleyen ise geçmişte alınan rakamsal sonuçların istikrar durumudur
- bu kapasiteyi 2 parametre ile açabiliriz:
- atılan gol
- yenilen gol ve bunlara bağlı olarak alınacak sonuç
Bir takım sürekli maç kaybederken bunu daha az fark yiyerek yaparsa bu gelecekte galibiyete geçebileceğine işarettir. Tersi olarak da sürekli maç kazanırken bunu daha az fark yaparak yaparsa bu gelecekteki olası mağlubiyetlere işarettir.
Elbette maçlar bu kadar basitlikte gelişmiyor, bitmiyor. Zamanla özel durumların getireceği olası gelişmelere de değineceğiz.
Sıcak sonuca dönersek:
Galatasaray bu maça gelene dek son 12 maçta 1.58 gol yiyerek oynamıştı. Son 8 maçta ise 1.25 gol yiyerek oynamıştı. Rakamlar gol yiyebileceğini gösterirken nasıl oldu da Trabzonspor şutları gole dönüşemedi?
Galatasaray cephesinden duruma bakalım: savunmasının kötü olabileceğini düşünsek de tabelaya bakarak görülemeyecek gerçekler de vardı. Geçmişle birlikte değerlendirince üst üste 4 maçta toplam 4 gol, yine üst üste 4 maçında sadece 1 gol yediği farklı dönemler oldu. Bir başka deyişle seri halde gol yememe veya az gol yiyebilme kapasitesi vardı. Bu kapasite kendini hep bol gol yediği dönemler sonrası yaşanmıştı. Bunu da kaçırmamak gerekir. Bu yüzdendir ki Trabzonspor bu gerçeğin analizini kaçırmıştı.
Trabzonspor hücumundan durumuna bakalım: sonuçta maç 2 tarafın performansıyla uygulama bulur. Son 12 maçında 1.42 ortalamayla gol atan bir takım neden golü bulamadı ? Yine cevabı “organizma performans kapasitesi” üzerinden bakalım: son 8 maçında ise ortalama 1.5 gol atıyordu. Bu “parlak” ortalamalara rağmen bazı gerçekler de şunu gösteriyordu: 4 maçlık seride toplamda 4 gol atabildiği (sadece 4 gol) gerçekleri de vardı. Yani bazı durumlarda ortalaması altında kalarak “istikrarsız görüntü” çizmişti.
Özetlersek: Galatasaray savunması bu maça gelene dek kötü idi ama giderek istikrar kazanmaktaydı. Trabzonspor ise hücumu iyi iken, giderek istikrarsızlık göstermekte idi. Alınan sonucun sebebini oyunun içinde değil geçmişte aramak ve maçı zihinde bu arayış içindeyken çözmek gerekir.
Bu çözümlemeye geçildiğinde esas hedefin ne olduğu da esas gerçek olarak kendini gösterecektir.
Monday, 14 September 2015
Beşiktaş - Başakşehir maçı sonrası analitik yorum
Galatasaray'ın 34 maç sonunda en iyi ihtimalle kaçıncı olur ? (A)
Galatasaray'ın 34 maç sonunda en kötü ihtimalle kaçıncı olur ? (B)
Tahminlerimizi sunalım:
A: 3.lük
B: 7.lik.
Tahmin ortalaması: 5.lik
Buradan ne anlıyoruz: asla şampiyon olamayacak iddialı takım varsa o Galatasaray'dır. Ortalama beklenti 5. sıra iken ilk 4 ve ilk 8 nasıl şekillenecektir ?
Bugün oynanan Beşiktaş - Başakşehir maçı bu soruya cevap veren türdendi. Diğer maçlarda da benzer durum vardı ama Avrupa yüzü görmüş Başakşehir'in şansını iyi kullanamayışını sonraki gelişmelere bakarak irdelemek mümkündür.
Yine de bizim bakışımız farklıdır: yakın dönem gelişmeler, uzak dönem geçmişte saklıdır.
En az 2 fark yediği son Lig maçı Bursa deplasmanı idi: 25.04.2015 tarihindeki maç 4-1 ile bitmişti. Hatta ekleyelim: o mağlubiyet sonra 2 farkla kazandığı Lig maçı olmadı. Bu sezon dahil bu gözlemin sebebi ne olabilir ?
Analizlerimizi yaparken fizik kanunlarına sıkça başvurmaktayız. Termodinamik kanunlarına göre her sistemin bir kapasitesi vardır. Bu kapasitenin ne yönde geliştiğini modelleyebildiğiniz sürece, maç performanslarını da tahmin etmeniz mümkün olmaktadır.
Bu kapasiteyle ilgili olarak Başakşehir durumuna bakalım:
-Bursa mağlubiyeti öncesi 7 maçta hiç mağlubiyeti olmayan takım nasıl olur da 3 farkla yenilirdi ? Termodinamik bakışla açıklarsak: puan ve "maç farkı" kapasitesi vardır. Bu sınırları bilemezsek sahadaki doğru takım tasarımını yapmak mümkün olmaz.
Buna göre belirtelim: Beşiktaş karşısında oynamaması gereken oyuncular vardı. Evet, önceki maçlarında "yüksek" performans göstermiş oyunculardan "geleneksel" bakışla vazgeçilmez ama eksiktir. Yüksek performanstaki oyuncu, tıpkı takım gibi, kapasitesinin sınırında bir sonraki maçına çıkmış olabilir. Dolayısıyle verim almak zorlaşır, riski yüksek tercih yapılmış olur.
Daha fazla detaya girmeden "oyuna katkı" bakışımızla kapatalım konuyu:
Beşiktaş - Başakşehir maçı taraflara ne kazandırmıştır ?
- analizimize göre başarılı takımların performans göstergesi 100 üzerinde olmalıdır. Takımlara bu gözle bakabiliriz.
- 2 farklı mağlubiyet kötü gibi görünse de kalan 30 haftayı düşünürsek Başakşehir kalitesinin yükselmesine hizmet edecektir.
- Başakşehir performans göstergesi 99.85 değerindedir. Çok da kötü olmayan bu değer yukarı çekilebilir durumdadır.
- 2 farklı galibiyet Beşiktaş için "geleceğe yatırım anlamında" da başarıdır.
- Beşiktaş performans göstergesi 100.06 değerindedir. Fark değil ama galibiyet hedefli oynarsa şampyonluğa adaydır (ilk 3).
- Başakşehir için yenilen gol sayısı giderek kritik hal almaktadır. Burada atılan gol sayısına bakmadan savunmayı vurguluyoruz.
Bulgularımızı arttırabiliriz, gerekirse açarız.
Maç öncesi duruma yönelik de sorularımızı belirtelim:Başakşehir'in hücum kapasitesi maçtan önce ne idi ?
Fizik kurallarına göre bir kapasitesi vardı ve Bursa maçında galibiyetten fazlasını yani fark yaratmayı hedefleseydi önündeki 4-5 maçdan alacağı puanları çok fazla riske sokmuş olacaktı.
Beşiktaş maçına gelirken performans gösterge değeri 99.989 değerinde idi ve bu değere karşılık düşen attığı gol ortalaması 1.44 idi. Bir başka deyişle ortalamada belli bir istikrar yakalanmıştı (100e yakın performans değerinden dolayı). Son maçında 2 gol attığı için ortalaması üzerine çıkmıştı ve Beşiktaş karşısında 0-1 gol aralığında kalabilirdi. Bunu da zorladı ancak sonuca yetmedi.
Elbette bu kadar basit anlatımın arkasında karmaşık işlemler vardır. Basitlikte anlatmaya devam edeceğiz.
Sunday, 6 September 2015
Performans erken uyarı sistemi
Kütle ve enerji korunur, yoktan var olmaz ve vardan yok olmaz.
Futbol oyunu için de benzer durum geçerlidir. Herhangi bir oyuncunun, oyuncular grubunun veya takımın "saha içi" hareketlerinin süprizliği ancak bilgisizliğimizle ilişkili olabilir. Bilgimizi arttıracak olansa bulgulardır, bulguları ortaya dökense analizdir. O halde veri kadar değerli "hammadde" var mıdır ?
Dolgu malzemesi üreterek iş yapıyor görünmek bize göre değildir. O yüzden saf veriden bulguya giden yolda ilerleyelim ve ekleyelim: bir oyuncunun sahada kalması kadar piyasada değerini etkileyecek parametre var mıdır ? Yoktur ve sahada olmalıdırki üzerinden tahminsel - reçetesel analizler üretebilelim.
Yoktan var olmayan ve vardan yok olmayan enerjinin yarattığı hareketlerin bulgu vermesi üzerine örnek verelim.
"Trabzonspor'da sezon başında sportif direktörlüğe Süleyman Hurma, teknik direktörlüğe ise Şota Arveladze'yi getiren Trabzonspor'da 14 futbolcu takımdan ayrılırken transfer edilen 9 oyuncunun garanti paralarla birlikte bordo mavili kulübe maliyeti 50 milyon euroya ulaştı."
Bu ifadenin karşılığında sorarız: harcamalara karşılık Ar - Ge yatırımınız artmış mıdır ?
Bu soruya cevap bizim için HAYIRdır. Maçtan sonra değil ama maçtan önce konuşmayı hatta maç içinde gelişmeleri tahmin etmek gibi görevi koruduğumuz için buradan devam edelim. Somut verilerle durumu görelim.
Son oynanan Trabzonspor - Akhisar maçı neredeyse mağlubiyetle bitecekti. Bu yatırımlara karşılık sahasında mağlubiyet görmemesi gereken takımda erken uyarı sistemi var mıdır bilmiyoruz ama maç içi hareketlerde bu uyarılar gelmişti. Tedbir alınmadığını da görmekteyiz.
Sahada 90 dakika kalan takımı sağ kanadında kısa bir koridor içine yerleşip savunma yapan Mustafa Yumlu'ya karşılık rakipten oyuncu alalım.
Sahada 90 dakika kalan takımının hücum bölgesi ağırlıklı olmak üzere sahanın %70inde izi olan hücum oyuncusu Rodallega rakip olsun.
İki oyuncuyu kıyaslayalım ve Yumlu oyundan düşerken, Rodallega nasıl oldu da canlanıverdi ve gol attı ? Bu mucizeye tanıklık edelim.
Bu tür mucizeler çoğaltılabilir ama daha önemlisi tahmin edilebilir mi ?
Doğru modelleme ile veya basit ifadeyle analiz bakışınızı değiştirirseniz evet. Aksi durumda milyonluk yatırımların yönetimi eski bakışla sağlanamaz, mazeretlerle günü kurtarmaya çalışırsınız.
Oyuncunun gol atması önemli değildir, gol de kaçırabilir ama bu tehlikeli durumların yaratılmış olması sürpriz değildir. Tahmin edilebilir olmaktadır. Bunu maç içi hareketlere bağlayarak yapabilirsiniz. Oyuncunun "sahada olması" bu açıdan önemlidir.
Maç içi hareketleri olduğu gibi kullanırsanız ve klasik analiz metodlarını uygularsanız alacağınız sonuçlar size "temel düzey" tahmin üretmekten öteye geçirmeyecektir. Daha fazlası için biraz kitap karıştırmak gereklidir.
Biz de analizlerimizi yaparken kendi modelimizi kurduk. Her oyuncunun hareketlerini puanladık ve sonuç duruma bir not verdik.
Bu not maç içinde değişkenlik göstermektedir, anlaşılması kolay olsun diye 100 üzerinden hesapladık.
İki oyuncu için duruma bakalım:
Mustafa Yumlu maç sonucunda 63.5 değerini alırken takımı 66.40 değerinde idi. Buna karşılık Akhisar ise 66.0 değerinde iken Rodallega 73.60 değerinde idi.
Maçın ilk çeyreğinde her iki oyuncu da birbirine yakın notdeğerleri alırken, kalan zamanda ne oldu da fark Rodallega lehine açıldı ? Bir başka deyişle Mustafa Yumlu performansını arttıramadı ?
Hatta 25. ve 55. dakikalar arasında Yumlu, rakibinden %20 kadar daha yüksek not almıştı.
Bunu sağlayan temel olarak maç içi dalgalanmalardır: Yumlu rakibinden daha iyi performans sağlarken dalgalı hareketleri hafif de olsa artmakta idi. Bu dalgaların birikimi ileride sorun yaratabilirdi. Oyuncuyu stikrarsız kalmaya itebilirdi.
Maç öncesine gidelim ve tahmin çıkaralım
Sarı kart gördüğü Bursaspor maçında herşeye rağmen yüksek not almıştı ama görüyoruzki istikrarsızlık belirtileri "yüksek performans" ortamında dahi kendini göstermekte idi.
Buna karşılık Rodallega ne yapmış ? Sadece 45 dakika oynadığı ve 1 gol attığı Mersin maçında 77.10 not almıştı. Bir başka bakışla performansın artabileceğine yönelik erken uyarısını vermişti.
İki oyuncu: biri yükselen döneminde iken, diğeri düşüş dönemine girmekte idi. İkisini rekabete sokunca sonucu tahmin etmek zor olmamaktadır.
Geçmiş performanslara farklı bakarak siz de oyuncu gelişimlerini tahmin edebilirsiniz.
Burada verilen örnekler tahminsel analiz üzerine idi.
Reçetesel analizde ise belli bir hedefe yönelik olarak yapılması gerekenler ortaya dökülür.
Thursday, 3 September 2015
Beşiktaş ve diğerleri
Başarıyı ölçme konusunda farklı bakışlar olması ne kadar iyidir ?
Farklı bakışların iyiliği veya kötülüğü konusunda belirleyici olan hedeflerdir. Farklı bakış hedefe hizmet ediyorsa aynı zamanda "doğru" bakıştır. Beşiktaş dahil takımlarda bunu görmek oldukça zorlayıcı bir hal aldı. Gereksizce kirli bilgi ile tasarlanan takımlarda alınan sürpriz sonuçlar normal olanı görmeyi engelleyecek şaşkınlık yaratıyor. Hedef tekse gerçek de tek olmalıdır. Bakış da tek olmalıdır. Böylece bu hedefe hizmet edecek taraflar aynı dilden konuşabilecektir. Bu hedefe yönelik farklı bakışlar olabilirse de doğrulanması halinde değerlendirmeye alınmalıdır.
Bu bakışlar geçmişte başarılı olmuş mudur ? Bu noktadan bakmak gerekir. Medyada yazan veya konuşanlardan gördüğümüz kadarıyla eski yöntemlerle gelişmelere bakış getirememektedirler. Genel geçer bir kabul ile de "geleceğin belirsizliği" üzerine kalıplaşmış cümleler kurmaktadırlar. Varlık sebepleri veya hayatta kalmaları için gereken malzemeler elbette bunlardır. Buna izin veren tüketiciyi eleştirmek gerekir. Her yıl aynı bakışla işe yaramayan yorumların üretilmesine izin vermektedirler. İşe yaramayan diyoruz çünkü faydalı olma konusunda epey eksiktirler. Hedeflere hizmet eden doyuruculukları yoktur. Bir başka deyişle: futbolun evrenselliğinde yer edinilecek bulgu içermemektedirler. Elbette bilimsel olunması gerekmez ama sürekli tekrar eden kavram bulutları düşünsel körlüğe götürmektedir.
Beşiktaş özelinde duruma bakalım:
Mersin İdmanyurdugalibiyetiyle görünen "parlak" başarı Trabzonspor mağlubiyetiyle şaşkınlık yaratırken aynı takım aklının bozulmuş olması "şaşırtıcı" oldu. Ardından gelen farklı galibiyetle de tekrar başarı edebiyatına geçilmesini sağladı. Oynanan 3 Lig maçı ve gelişmeler birbirinden kopuk değillerdir. İlişkileri üst düzeyde olan 3 maç ve geçmiş ile da bağlantılı olması gerekir.
Kalıplardan, öğretilen "eksik bakış"dan kurtulmak gerekir. Hazırlık maçlarının da önemi vardır, önemsiz olması tamamen modelleme bilgisi olmayanların uydurmasıdır. Hazırlık maçlarının tahminlerinizi yaparken hesaba katmanız gerekir çünkü bu düzeydeki takımların dahi gelişim eğrilerinin bilinmesi gereklidir.
Tahminsel ve reçetesel analizler yapmaktayız. Bunu yaparken de dünyadaki yüzlerce takım verilerini takip etmeye çalışıyoruz. Aynı standardda görmeye çalışıyoruz. Böylece kalitenin de belli bir standardı oluşmaya başlamaktadır. Bunun üzerinden bir referans ölçüsü oluşturuyoruz ve her takımı buna göre kıyaslamaktayız. Böylece kendi mahallemizde olanlara daha tarafsız gözle bakabilmekteyiz. Bir başka deyişle: görüşlerimize itiraz gelse de arkamızda sağlam bir model olmaktadır. Modelsiz olmaktan daha iyidir.
Gelecek yazıda soracağız: Lig'de bu sezon alınan puanlar kalan maçlara ne şekilde hizmet edecektir ?
Cem Şengezer
Sunday, 23 August 2015
Kazanmak ama nasıl ?
Başakşehir iki İstanbul maçını da kaybetti ? Neden ? Sebebini, sonuca bakarak söylemek kolay iş: dolgu malzemesi olarak medya bunu kullanıyor zaten.
Her zamanki gibi tersten bakıyoruz ve diyoruzki: mart-nisan-mayıs 2015 dönemindeki maçlara bakmak gerekir ? Mağlubiyetlere mi ? Hayır ! Galibiyetlere bakmalı ve:
- ne yaptığına değil, ne yapmadığına bakmalıdır.
- maç içi hareketleri "nasıl" yaptığına bakmalıdır.
Bu konuda veriler üzerinden farklı modeller geliştirmek mümkündür. Başakşehir için kurduğumuz modeli koruyoruz. Normalde vatandaşa karışık gelebilecek analizlere geçmiyoruz ama tek cümleyle ifade edelim: her takımın performans eşiği vardır ve Başakşehir bu eşiğini farkedememiştir, edecek de görünmemektedir.
Galatasaray vakasına gelelim:
Osmanlıspor önünde galibiyetin "miktarsal" değeri kadar kalitesi de önemli olacaktır. Bunu farketmeden oynadığı nice maç da vardır. Tersten okuyalım: Real Madrid mağlubiyeti bu şekilde mi bekleniyordu, daha kötüsü bekleniyor muydu ? Mağlubiyetin de kalite anlamında önemi vardır. Alışılmış bakışa uymuyor olsa da doğrulanmış gerçektir.
Doğrudan sonuca gelelim:
GS için model olabilecek takımların savunma güç göstergesi 100.000 üzerindedir (basit ifadeyle belirtiyorum). GS için bu değer 99.940 değerindedir ve fark basit görünse de kapanmayacak gibidir. Oynanacak maçlardaki hareketler belirleyici olacaktır.
Benzer şekilde: hücum gücü 99.859 değerindedir. Düşüktür. Bu düşük rakamla ciddi hücum gücü beklemek ortalamada zor görünmektedir.
Pazartesi maçında en az 2 gol atabilmesi halinde daha kötü kırılıma gitmeyecektir. En azından frenlemiş olacaktır. Savunma tarafında ise 1 gol dahi yemesi ileride sıkıntı getirecektir.
Subscribe to:
Posts (Atom)